Yazın bunaltıcı sıcağından kaçmak, şehrin gürültüsünü birkaç günlüğüne bile olsa geride bırakmak istiyorsanız; yemyeşil ormanlar, bulutların içine saklanan yaylalar ve Karadeniz kıyısında bambaşka bir kültürle tanışacağınız Batum, tam size göre bir rota. Üstelik bu kez “ben arabayla uğraşamam, konaklamayı tek tek ayarlayamam” diyenler için, Bursa ve Sapanca çıkışlı, her detayı düşünülmüş hazır bir tur var: Taşacak Bu Deniz Karadeniz Yaylalar & Batum Turu 4 Gece Otel Konaklamalı.
Bu yazıda, özellikle Bursa ve Sapanca’da yaşayanlar için planlaması kolay, dört gecelik serin bir kaçamağın rotasını, öne çıkan durakları ve bu turu neden değerlendirmeye değer kılan detayları anlatacağız.
Karadeniz yaylaları son yıllarda popülerleşti; ancak hâlâ “fazla turistikleşmeden” keşfedebileceğiniz, gerçek doğa ve köy yaşamıyla iç içe olabileceğiniz yerler bulmak mümkün. Rize’nin sisli yaylaları, Trabzon’un kıyı kasabaları ve Gürcistan sınırındaki Batum, dört günlük bir tatilde hem doğaya karışıp hem de farklı bir kültürü deneyimlemek için ideal kombinasyon.
Diğer yandan, Bursa ve Sapanca hattında yaşayanlar için en büyük avantaj, bu turun direkt olarak bölgeden hareket etmesi. Yani İstanbul’a geçiş, ekstra yolculuk, otobüs kovalamaca derdi yok. Dilerseniz kaçamağınızı, öncesinde ya da sonrasında konaklayarak uzatmak için Bursa Şehir Otelleri veya doğa içinde dinlenmek isterseniz Sapanca Otelleri kategorisine de göz atabilirsiniz.
Tur, sabah saatlerinde Bursa ve Sapanca’dan hareketle başlıyor. Böylece gece yolculuğu yorgunluğunu en aza indirecek şekilde, molalarla Karadeniz kıyısına doğru ilerliyorsunuz. Yol boyunca yeşilin tonları giderek koyulaşıyor, okyanus gibi görünen Karadeniz ilk kez yanınıza yanaşıyor.
İlk gün genellikle daha “ısınma turu” havasında geçiyor: sahil kasabalarında kısa yürüyüşler, çay molaları ve Karadeniz mutfağıyla ilk tanışma… Mısır ekmeği, mıhlama, taptaze hamsi (mevsimindeyse), turşu kavurması gibi lezzetlerle, turun geri kalanında sık sık karşılaşacağınız bir sofraya adım atıyorsunuz.
Turun kalbi, kuşkusuz yayla günü. Yol, deniz seviyesindeki Rize’den giderek yükselirken, çay tarlaları pencereden akıp geçiyor. Rehberin anlattığı çay toplama gelenekleri, Karadeniz şivesi ve bölgenin günlük hayatına dair hikâyelerle, sadece manzara değil, kültür de tükettiğiniz bir güne dönüşüyor.
Programın detayları sezon ve hava durumuna göre değişse de, genellikle Ayder, Pokut, Gito veya Huser gibi popüler yaylalar tur planında yer alıyor. Bu yaylaların her birinin kendine has bir havası var:
– Sis bastırdığında, birkaç metre ötesini göremediğiniz ama bir anda bulutların üstüne çıktığınız yayla tepeleri,
– Ahşap yayla evleri ve minik pansiyonların önünde sallanan tahta sandalyeler,
– Sabah ve akşam sıcaklık farkının, gerçekten “serin kaçamak” yaptığınızı hissettiren yayla havası…
Yanınıza mutlaka ince bir mont veya polar almanızda fayda var; yaz ortasında bile, akşamları ciddi anlamda serin olabiliyor.
Üçüncü gün, Gürcistan sınırındaki Batum’a geçişle bambaşka bir atmosfere adım atıyorsunuz. Pasaport ve kimlik kontrollerinden sonra, az önce aynı kıyıyı paylaştığınız Karadeniz kıyısının artık başka bir ülkede devam ettiğini görmek oldukça ilginç bir his.
Batum’da Sovyet döneminden kalan binalar, modern gökdelenler, Avrupa esintili meydanlar ve Karadeniz kıyısında uzanan uzun sahil bandı iç içe geçmiş durumda. Sıkça ziyaret edilen noktalardan bazıları:
– Abashidze Caddesi ve Avrupa Meydanı civarındaki kafeler,
– Deniz kıyısındaki Ali ve Nino heykeli,
– Botanik park veya teleferik gibi isteğe bağlı aktiviteler.
Batum aynı zamanda mutfak açısından da keyifli bir durak. Haçapuri (peynirli hamur işi), hinkali (Gürcü mantısı) gibi lezzetler, Karadeniz tarzı sofradan biraz farklı, yeni tatlar sunuyor. Rehberiniz, hem güvenli hem de yerel lezzetleri deneyebileceğiniz restoran önerileri konusunda genellikle epey yardımcı oluyor.
Dönüş günü, çoğu zaman tamamen “yolculuk” hissiyle geçmiyor; tur programında dönüş güzergâhında değerlendirilen ekstra duraklar oluyor. Trabzon merkezde kısa bir şehir turu, Sümela Manastırı çevresi, fındık ve çay alışverişi yapılabilen noktalar veya sahil kasabalarında son Karadeniz kahvesi molası gibi detaylar, dönüşü daha keyifli kılıyor.
Akşam saatlerinde yeniden Bursa ve Sapanca’ya ulaştığınızda, hem “uzaklara gitmiş” gibi, hem de sadece dört gecede tazelenmiş gibi hissediyorsunuz. Yani, uzun izinler almadan da ciddi anlamda yenilenmek mümkün.
Taşacak Bu Deniz Karadeniz Yaylalar & Batum Turu 4 Gece Otel Konaklamalı, özellikle şu tip gezginler için ideal:
– Kısa sürede hem doğa hem kültür deneyimi yaşamak isteyenler,
– Araç kullanmak, park yeri aramak, rota planlamakla uğraşmak istemeyenler,
– Gürcistan’a ilk kez gidecek olup “rehberli” ve organize bir grup turuyla sınır geçişini daha güvenli ve pratik hale getirmek isteyenler,
– Çocuklu aileler veya kalabalık arkadaş grupları (tek tek rezervasyon yerine paket programla ilerlemek budget ve zaman açısından daha avantajlı olabiliyor).
– Yayla için: İnce mont, yağmurluk, kapalı ayakkabı ve tercihen bir yedek pantolon alın. Hava çok hızlı değişebiliyor.
– Sınır geçişi için: Kimlik/pasaport gerekliliklerini tur satın alırken mutlaka teyit edin; son dakika sürprizleri yaşamayın.
– Nakit: Hem Türkiye tarafında hem de Batum’da küçük harcamalar için yanınızda bir miktar nakit bulundurun; her yerde kart geçmeyebiliyor.
– Fotoğraf: Yayla manzaraları ve Batum sahili, gün batımında harika kareler sunuyor; telefon veya fotoğraf makinenizin şarjını dolu tutun.
Birkaç saatlik bir otobüs yolculuğuyla tamamen farklı iklim, manzara ve kültürlere ulaşmak, gerçekte düşündüğünüzden çok daha kolay. Bursa’nın tarihi sokaklarından veya Sapanca’nın göl manzarasından yola çıkıp, kendinizi bulutların üstünde bir yaylada veya Gürcistan sahilinde bulmak, dört gün içinde mümkün.
Yaz tatiliniz uzun olmasa da, şehirden kısa süreliğine uzaklaşıp “iyi ki gitmişim” diyeceğiniz bir deneyim arıyorsanız, Taşacak Bu Deniz Karadeniz Yaylalar & Batum Turu, hem programı hem de ulaşım kolaylığıyla güçlü bir aday. Sıcaklardan bunalmışsanız, bu kez yönünüzü kuzeye, serin rüzgârlara çevirmenin tam zamanı.